laymen and the clergy

Selen Gülün’ün “Creative Workshop and Ensemble” dersi için Cihan’la hazırlamış olduğumuz kompozisyon ve performansın sunuş metnini ekliyorum.

Creative Workshop and Ensemble

Müzisyen olmayanların da üretebileceği bir müzik tasarlama ve icra ettirme konularını içeren bu ödevde, yaşadığımız yüzyılda müzisyenliğin bir uzmanlık alanı oluşuna gönderme yapıldığının farkındayım. Fakat “müzisyen olmayanlar” diye işaret ettiğimiz insanların, “öteki” kavramıyla olan bağlantısı beni rahatsız etti. Dolayısıyla müzisyen olmayanların icra etmesi gereken bu ödevi, kavramsal olarak provoke etmeye karar verdim. Şöyle ki; performansı ve kompozisyonu “hem müzisyen olanlar, hem de olmayanlarla” yapacağım.

Müzisyen olmayan diye işaret ettiğimiz kavramın, günlük hayatımızda pek çok kez karşımıza, “onlar, diğerleri, özürlüler, cahiller, bilgililer, fakirler, zenginler” gibi başka tanımlarla çıktığını görürüz. Hal böyle olunca birbirinden kavramsal ve tanımsal olarak bu kadar kopartılmış bu “farklı olduğu düşünülen” insanların aslında aynı hayattan, aynı tanımlamalardan muzdarip olduğunu görebiliriz. Dolayısıyla bu muzdarip olmalar dünyasında birbirimizi, başkalarından bir tür tanımsal rollerle ayırıyoruz. Bir konuda uzman olan ya da olmayan, becerileri olan ya da olmayan insanları hiyerarşik bir takım yükseklik alçaklık mertebelerine hapsediyoruz. Tam da bu yüzden müzisyen olanlar dediğimiz “uzman grubunun” işaret eden, tanımlayan özne tarafından üretilmiş bir kurgu olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Burada şu soruyu sormak istiyorum: Kim, kime göre müzisyen? Tanımsal ölçütler ne ile belirleniyor? Ölçülebilir değerlerle “uzmanlaşan” iş erbaplarının her zaman bir başka özne tarafından “tanımlanmaya” mahkûm olduğunu kendi yargılarımızdan biliyor olduğumuzu düşünüyorum. Yani dalında “iyi bir uzman” olduğu düşünülen bir müzisyenin bir başka dinleyici ve tanımlayıcı özne tarafından pekâlâ “iyi müzisyen olmayan” biri olarak adlandırılmış olduğuna şahit olmuşuzdur. Tam bu sebepten en azından Creative Workshop and Ensemble dersi içeriğince, “müzisyen olanlar ya da olmayanlar” gibi bir tanımlamayı doğru bulmuyorum. Performans sırasında bahsedilen bu iki ayrı grup insan modelini kullanarak bu durumu eleştirmeye çalışacağım. Dolayısıyla alt metin olarak en basitinden, ben müzisyen isem gruptaki diğer arkadaşlar da müzisyen; eğer değilsem onlar da müzisyen olmayacaklar benim bakış açıma göre. Muhyi, “Zahid Bizi Tan Eyleme” deyişinde bana göre bununla ilgisi olabilecek şu sözleri söylüyor:

Biz ha isek siz de ha’sınız

Siz hu iseniz biz de hu’yuz

Hayy’dan gelen, hu’ya gider

Performans Notları:

Bu parçada hem müzisyen olmayanlar hem de müzisyen olanlar aynı anda performans yapacaklar. Kompozisyonun ismini neden “Laymen and the Clergy” koyulduğu sözlük anlamlarını yazınca daha iyi anlaşılacaklar.

Laymen: Uzman olmayan kimse. (bu kavram ilk önce dini bir kavram olarak; “din adamı olmayanlar” şeklinde ortaya çıkmış)

Clergy: Rahipler sınıfı, din adamları.

Çift saplı gitarın perdesiz olan üst sapını “müzisyen olmayan” bir arkadaşım çalacak. Eş zamanlı olarak alt sapı ben çalacağım. (Orada da kendiliğinden perdesizlik ve perdelilik konularıyla ilgili bir alt metin oluşuyor. Bu iki ayrı sapın aynı kasada buluşması ve birinin perdelerinin olmaması diğerinin ise perdelerinin olması durumuna da farklı okumalar yapılabilir.) Gilles Deleuze’ün Norgunk yayınevinden çıkan, müzik ve sinema üzerine “İki Konferans” isimli kitabından çeşitli metinler kesilip, kompozisyonda metinsel bir partisyon haline getirildi.

Grubu kısaca tanıtacak olursak;

Metin Okuyucu: Ezgi Altıner

Perdesiz Gitar: Elif Demirkaya

Perdeli Gitar: Cihan Mürtezaoğlu

Bas Gitar: Canberk Ünsal

Davul: Can Güngör

———————————————————————————————————————————————

Not: Metinden kesip alınan ve kompozisyonda metinsel partisyon olarak yer alan ifadeler şunlardır:

Neden biz, müzisyen olmayanlar?

Sinemada ya da müzikte bir fikre sahip olmak ne demektir?

Bir fikre sahip olmak ne demektir?

Bir fikir sahibi olmak hiçbir durumda iletişimin alanına girmez.

İletişim öncelikle bir enformasyonun aktarılması ve yayılmasıdır.

Size bir enformasyon aktarıldığında, bu, size inanmanız gerektiği varsayılan şeyler söylüyor demektir. Enformasyon tam tamına bir denetim sistemidir.

Mutlak kulak yoktur; mesele imkansız bir kulağa sahip olmak, kendi başına duyulabilir olmayan kuvvetleri duyulabilir kılmaktır.

Neden Biz, Müzisyen Olmayanlar? – Gilles Deleuze

Yaratma Eylemi Nedir? – Gilles Deleuze

Yorum bırakın

Filed under müzik, müşterek ses

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s